Bende önemli bişey sanmıştım!!

Malum bir proje derdine hergün gözümü kör edip günlük bir fotoğraf çekme dedindeyim. Nasıl sıkıcı bir zaman ve nasıl da acelem vardı anlatamam. Hızlı adım ev yolu üzerinde bi yandan da hala deklanşöre basmamış olmanın verdiği sinirle yüksek generji hattının geçtiği bir direğe doğru yaklaştım ve bir anda durup makiney kaldırıp şu fotoğrafı çektim. Makinenin ekranından kontrolümü yapıp eve yetişmeye çalışırken bir anda yanımda orta yaşlı birinin belirdiğini hissettim burnuma gelen hafif bira kokusundan. “İyi akşamlar bilader hayrola ne için fotoğraf çekiyorsun?” diye yıldırım hızlı ile muhabbete başladı. Sorusunun altnda nedeninden çok umarım hayırlı bir iş yapıyorsun manasını sezmek o kadar da zor değildi. Bende “Hobi benimkisi” deyip fazla uzatmak istemedim. Lafımı bitirip gözlerimi ona çevirdiğimde aslında muhabbettin yeni başladığını anladım. “Hııı Bende önemli bişey sanmıştım. Gazeteci filan. Buralarda ne garip kazalar oldu. Daha geçen gün iki kişi öldü..vs vs …. .. . ..  Ama gelip bi kere bir yerde haberi çıkmadı. Bende seni gazeteci sanmıştım peh!!”

Uzun bi nutkun arından, muhabbetin bittiğine sevinen ben, onun planlama (?) mühendisi olduğunu öğrendim hafif bira kokan kelimelerden. Planlamanın ne kadar sallama olduğunu bilmiyorum ama mühendis kelimesinden sonra dikkat kesilmem gerektğini düşündüm. Bi kaç kelime ile aslen fotoğraf ile ilgili ne düşündüğünü öğrenmek için soru sordum. Nedense kelimelerim sadece boş tenekenin içinde yankı yapmaktan ileri gitmedi. Fotoğrafı sadece gazete kağıdı üzerinde gören veya makineye karşı zoraki gülümsemesi ile durması gerektiğini düşünen bir yapıdan (*) farklı bişey yoktu karşımda.

İnsan fotoğraf ile bi şekilde bu kadar içli dışlı olunca, başkalarının özensizliği oldukça fazla rahatsız edebiliyor. Burada da belki beklentinin farklılığı belki de önemsiz tavır olabildiğine olabildiğine sinir etmeye yetmişti beni. Herkesin aynı hassasiyeti göstermesini asla bekleyemem ama fotoğraf deyince insanların aklına gelen saygı yağlı boya  resim veya kitap deyince gelen saygıdan kat kat daha düşük. Bi çoğu için fotoğraf işgüzârlıktan öte bi kavram değil. Hele bunu kendin için yapıyorsan irtifa olarak olabildiğine yere yakın bir yerde seyir etmekte. Hal böyle olunca haylaz bi çocuktan öte bişey değildim o mühendis bey için.

Köşe başında zamanım için teşekkür ve üzerine de bir özür dileyip gitti.

(*) “Yapı”dan  farklı bir sözcük bulamadım. Hani  zoraki gülüşü ve çürük dişleri ile fotoğrafa ilişen kişi olarakta düşünebilirsiniz.
Reklamlar

About this entry