Okan’ın projesi, Nam-ı Diğer 365 gün Sokak üzerine

Aslında belki biraz çapraz bir yazı olacak ama zaten bütün projesi gün be gün beraber yaşadık. Keza benim de hali hazırda sürdürdüğüm bir proje mevcut. Az çok yaşanılan zorlukları keyifsizlikleri neşeleri heyecanları gülümsemeleri biliyor, hatırlıyorum.

Bu da linki

Proje imkanlar dahilinde devam devam edebilen bir olgu. Bu yüzden bir projeye başlamadan önce imkanları güzelce irdelemeli ve en uygun olan tarzda ilerlemeli. Okan’ın projesini incelediğimizde de bunu açıkça, güzelce işlendiğini görebiliyoruz. Okan sabahları yaratabileceği ve 365 güne yayabileceği en güzel zamanı, sokağın en verimli olabileceği zamana denk getirerek oldukça güzel bir seçim yaptı. Kendi projemde bu özeni göremiyorum mesela. (Hergün bokeh ile başlayan projelerin sonu bitememekken benim ki biraz şekil değiştirip sokağa kaydı.) Tamamına baktığımız zaman 365 gün sabah erken kalkmak deli dumrul bir mesele iken 365 projesine böyle bir fedakârlıkta bulunmak onu olabildiğine yüceltiyor. 1 yıl boyunca uyandığında saatin 12:00’ı göstermeyeceğine bilmek ve bunu en başta kabullenmek oldukça zor.

Sabah saatlerin sokak fotoğrafçılığına etkisi de oldukça fazla. Kaldı ki başka bir konu belirlemiş olsaydı sabah işe giderken ayırdığı zaman ve işe gelirken kullandığı yol/rotadan bu kadar verim alabilir miydi? Bu da denemeden öğrenemeyeceğimiz bir soru sanırım.

Projeyi güzel bir amaçla desteklemek oldukça önemliymiş. Kendi projemin sonlarına yaklaştıkça daha iyi anlıyorum. Zira Bokeh ile başlayan konunun sokağa kayması belki de bokeh konusu üzerine elle tutulabilir bir amacın olmamasından kaynaklanıyordu. (Hoş bu başka bir yazının konusu olabilir.) Yani hergün bokeh çekmek ile bir günde 1 haftalık bokeh fotoğrafı çekmek arasında herhangi bir fark yok. Ancak sokak fotoğrafı ve belgeleme konusunda iş biraz daha farklı. Hergün aynı ama bi o kadar da farklı yaşanan hayatı izlemek, kendine pay çıkarmak ve bunları fotoğraflamak 365 ayrı güne uyanmak ister. Aslında uyanmakta değil o güne hazır olmak ister, fiziki zindelik, hasta olmamak ister. Düşünüldüğünde emeğin de oldukça fazla olduğu aşikâr. Bunca emeğin bir dayanağının olması şart. Okan yazısında biraz daha öğrenmek için demiş ama ben öğrenmeden çok belgelediğini düşünüyorum. Bu süreçlerin her anında bişeyler öğrenip geliştiriyoruz zaten. Burada herhangi bir sıkıntı yok ancak belgeliyor olmak yani çekilen fotoğrafların bir değerinin olduğunu biliyor olmak insanı projeye daha fazla bağlıyor. Projenin bitiminden bir süre sonra kendi içinde eksiklik hissedeceğine eminim. Çünkü belgelemeye devam etme isteği Okan’ı rahatsız etmeye başlayacaktır.

Çapraz yazı dedikta az çok Okan’ın ne yazdığını takip ediyorum farketttiğiniz gibi. Tekrardan bahsetmiş Okan. Gündelik yaşamda 365 güne bir çok kez giren tekrardan. Tabi ki günlerin bir çoğu aynı. Bazen tıpatıp aynı. Sonuçta birebir yaşamış içeriden biri olarak belki ilk gördüğümde fotoğrafların çoğu aynı gelmişti bana da. Ama sonra sonra insan fotoğrafların farkını hisediyor. Blog yazısında bile kemeraltında karton satılan bir hanın fotoğrafını eklemiş. (Hoş tekrara örnek olarak değil ama ) … Bu iki fotoda bile fark güzelce bir biçimde hissediliyor. Kaldı ki normal zamanda çekmediği, hatta makineyi kaldırmadığı bir sürü tekrar fotoğraf önünden akıp gitmiştir ve bunların hepsini hatırlamıştır. Az çok kendi projemden edindiğim tecrübelerden sanırım. Çektiğin fotoğrafı hatırlıyorsun hemen.

Hem Okan’ın kendi projesinde hem benim şu an sürdürdüğüm projemde içimize sinmeyen bir sürü fotoğraf olduğunu biliyorum. Hatta bir çok sabah birbirimize merhaba dedikten sonra affınıza sığınarak “Bele kadar” dediğimizi de çok iyi hatırlıyorum. Evet hergün olmuyor bu meret. Ya denk gelmiyor ya keyifsiz oluyorsun ya hava uymuyor ya yanlış rota seçmiş oluyorsun ya ya ya… oldukça fazla “ya” yazılabilir bunun sonuna ama gerçekten olmuyor. O gün fotoğraf çekmiş olmaktan bazen tiksiniyorsun. Kendine yakıştırmıyorsun ama yapılabilecek fazla bişey yok. Elinde olan o  ve sadece onu satabilirsin. Paylaştığın Flickr’da da aldığın tepkiler pek keyif vermiyor.

Biraz Okan’ın yazdıklarından dışarı çıkarsam, genelinde projenin çok eğlenceli ama bir o kadar da zor geçtiğini söyleyebilirim. Çünkü Bazı zamanlar hariç bir sonraki günü düşünmek bir sonraki günde daha iyisini yapmak, (Teke zortlatmak tabiri caizse) için hep heyecanımız oldu. Hoş şu an o dinlemeye aldı kendini bense tırım tırım tırmalama modundayım. Belki biraz yalnız kaldım. Belki üzerine hergün konuşacağımız, hayıflanacağımız veya heyecanla “abi bugün muhteşemdi” diyeceğimiz kısımlar azaldı ama fotoğraf çekme heyecanı her zaman devam ediyo. Belki de projenin en tıkandığı zamanlarda bu heyecan sayesinde devam etme gücünü buldu.

Evet proje eğer 365 ise mutlaka tıkanıyor. Tekrardan, yoğunluktan, zamansızlıktan, kısır bir döngü içine giriyor. Bazen de talihsiz olaylardan etkileniyor. (Harddisk sıkıntısı gibi) Okan’ın bunu aşması oldukça önemli bir konuydu. Atlatabildiğine sanırım etrafındakiler ondan daha çok sevindik. Olmasaydı daha iyiydi ama projenin nelere gebe olduğunu kimse bilemez. (Benimkinin içinden de evlilik geçti mesela)

Projeye dair Okan’a dair, kendi projeme dair yazacak çok şey var. Ama şunu söylemek isterim ki Okan’ın sonunu getirdiği olay gerçekten çok önemli. Hem kendisi hem benim hemde tarihsel açıdan bir kilometre taşı. İyi başladın ve bitirdin. Seninle gurur duyuyorum. Tebrikler Okan.

Sağlıcakla,

Reklamlar

About this entry